L Lorotica Çok dilli erotik portal
Popüler aramalar: Romantik · İlişki · Cuckold · Seyahat · Ofis / İş Yeri

Mutfak penceresinden gece sunağına

Röntgencilik Kısa Hikâyeler · yaklaşık 7 dk okuma · 18 yaş ve üzeri

Bir Salı günü başladı; gözlerim mutfak penceresinden süzülürken karşıdaki ışıl ışıl aydınlanmış cama takıldı. Odada çıplak duruyordu, çenesi dik, elleri kalçasında, sanki bir şeyi—ya da birini—bekliyor gibiydi. Yorgunluğun bana oyun oynadığını düşündüm. Ama sonra arkasına geçti, kollarını beline doladı ve öpüşmeye başladılar. Yavaşça. Zevkle. Hiç acele etmeden. Öylece durdum, elimde soğuyan kahve fincanı, bakmadan edemedim. O biliyordu. Hissettim; vücudunu çevirirken, göğüslerini sergilerken, bakışını doğrudan bana doğru yollarken. Bunun üzerinden üç hafta geçti. O günden beri karşıdaki pencere benim gece sunağım, yasak sahnem.

Bugün erken geldim. Perde kenara kayıyor, ışığı söndürüp pencere kenarına oturuyorum. Karşıdaki oda hâlâ karanlık. Bekliyorum. Nabzım boğazıma vuruyor, avuçlarım nemli. Onu görmek istiyorum. Bu ritüele ihtiyacım var. On dakika sonra ışık titreyerek yanıyor ve o içeri giriyor—kalçanın hemen altında biten kırmızı bir elbiseyle. Arkasından o beliriyor, daha iri, geniş omuzlu, eli gevşekçe kalçasında. Dönüyor, bir şey söylüyor, gülüyor. Kelimeleri duymuyorum ama hareketi net: Benim penceremi gösteriyor. Kalbim duruyor.

Dans Başlıyor

Elbisesinin fermuarını açıyor, yavaşça, diş diş. Kırmızı kumaş yere düşüyor. Siyah külotuyla duruyor, teni yapay ışıkta solukça parlıyor. Bana dönüyor, elleri kalçasında, sallanmaya başlıyor. Sadece benim için bir dans. Elimi pantolonuma bastırıyorum, aletimin şiştiğini, sertleştiğini hissediyorum. Külotunu kaldırıyor, birazcık, sonra tekrar indiriyor. Gülümsemesi sessiz bir davet. Arkasına geçiyor, boynuna eğiliyor, dudakları omzunda geziniyor. Elleri kaburgalarından göğüslerine kayıyor, onları nazikçe kavrıyor. Başı geriye düşüyor, ağzı sessiz bir iniltiyle açılıyor. Parmaklarım fermuarımı açıyor, sığ nefes alıyorum, sırtımı soğuk duvara yaslıyorum.

Kontrolü Bırakmak

Elini arkaya uzatıyor, onu kendine çekiyor. O gülüyor, başını sallıyor ve penceremi işaret ediyor. O tereddüt ediyor, sonra başını sallıyor. İkisi de buraya bakıyor. Donup kalıyorum, nefesim tutuluyor. Ama o beni çağırıyor—hızlı bir parmak kıvırışı, yanlış anlaşılmayacak kadar net. Gerçekten gitmeli miyim? Merak, mantığa galip geliyor. Ayağa kalkıyorum, bacaklarım kurşun gibi ağır. Ceketimi üzerime geçiriyorum, evden çıkıyorum, merdivenlerden iniyorum, caddenin karşısına geçiyorum. Zil eski, cızırtısı sessizlikte tiz. Kapı açılıyor. Koridorda duruyor, çıplak, sadece külotu kalçasında. “İçeri gel,” diye fısıldıyor, sesi hem sıcak hem pürüzlü. “Seni bekliyorduk.”

Oturma odasında bir koltukta oturuyor, elinde bir kadeh kırmızı şarap, bacaklarını rahatça üst üste atmış. Beni kanepeye götürüyor, yanıma iyice sokuluyor, eli uyluğuma yerleşiyor. O şarabından yudumluyor, yarı kapalı gözlerle bizi izliyor. “Ona ne yapabildiğini göster,” diyor sakince. O gülümsüyor, bana doğru eğiliyor, açık ve talepkâr bir şekilde beni öpüyor. Dili ağzıma giriyor, kırmızı şarap ve tuz tadında. Eli penisi buluyor, kumaşın üzerinden masaj yapıyor. Fermuarı açtığında, onu serbest bıraktığında inliyorum. O aşağı eğiliyor, ağzı beni sarıyor, sıcak ve nemli. Onun omzunun üzerinden onu görüyorum. O neredeyse fark edilmeyecek şekilde başını sallıyor. “Onu bitir,” diyor alçak sesle.

Üç Perdede Doruk Noktası

Kanepede geriye yaslanıyorum, gözlerimi kapatıyorum, kendimi duyguya bırakıyorum. Ağzı ritmik çalışıyor, dili glansı okşuyor, emiyor, davet ediyor. Gerilim birikiyor, pelvisin derinliklerinde, boşalma diye haykıran bir baskı. “Geliyorum,” diye soluyorum, ellerim saçlarına gömülüyor. O gevşemiyor, daha güçlü, daha derin emiyor. Dünya beyaz bir şimşekle parçalanıyor. Ağzında boşalıyorum, o yutuyor, başını kaldırdığında gülümsüyor. Gözlerimi açtığımda, o yanımızda duruyor. “Şimdi sen,” diyor ona. Onu yemek masasına kaldırıyor, bacaklarını açıyor, kalçaları ışıkta parlıyor. O bana bakıyor, gözleri arzuyla karanlık. “Dikkatle izle,” diye fısıldıyor. O ona giriyor, yavaşça, santim santim. O çığlık atıyor, acı ile zevk arasında bir ses. Onun içinde kayboluşunu, iç kaslarının onu sarmasını, açılmasını görüyorum. O onu sertçe beceriyor, göğüsleri ritimle zıplıyor, ağzı açık, bakışları bulanık. Elim gevşemiş penisimi kavrıyor, ama tamamen uyanığım, her kasım gerili. O derin, boğuk bir iniltiyle boşalıyor, geri çekiliyor. Spermi bacağından aşağı süzülüyor, soluk ten üzerinde beyaz bir iz. O doğruluyor, zor nefes alıyor, göğsü inip kalkıyor. “Bir dahaki sefere sen de katılırsın,” diye fısıldıyor ve eli yanağımı okşuyor. Konuşamayarak başımı sallıyorum. Karşıdaki pencere artık sadece burada başlayanın bir yansıması.

Kanepede uzanıyoruz, o ikimizin arasında. Parmakları göğsümde daireler çizerken, onunla benim bilmediğim bir müzik hakkında konuşuyor. Ama yakınlığı elektrik gibi. Boynumda nefesini hissediyorum, dönüp beni tekrar öptüğünde – bu sefer daha yumuşak, daha araştırmacı. Eli sırtında geziyor, ensesini okşuyor. “Güzel bir vücudun var,” diyor bana, doğrudan ve cilvesiz. Kızarıyorum, ama o gülüp diyor ki: “O hâlâ utangaç.” Sonra elimi alıp göğsüne koyuyor. Teni kadife gibi, meme ucu avucumun altında sert. Hafifçe inliyor, ona doğru bastırıyor. O kalkıp bir mum getiriyor, yakıyor. Titreyen ışık tenine gölgeler çiziyor. “Ona onu ne kadar istediğini göster,” diyor ona. O üstüme oturuyor, külotu çoktan kaybolmuş. Beni yavaşça sürüyor, elleri omuzlarımda, bakışları gözlerimde. Her hareketini hissediyorum, nasıl açıldığını, beni nasıl sardığını. O arkasında duruyor, sırtını okşuyor, onu daha derine bastırıyor. Tempo artıyor. Nefesi kısalıyor, inliyor, adımı haykırıyor. Kalçalarını tutuyorum, aşağıdan yukarı itiyorum, en derin noktasına ulaşıyorum. Doruğa ulaştığında çığlık atıyor, iç kasları etrafımda nabız gibi atıyor. Bu çok fazla. Onu sıkıca tutuyorum, omzunu öpüyorum, kendimi bırakıyorum – ikinci kez, daha da yoğun, sanki bir sel kırılıyor. O sessizce alkışlıyor, bize şarap dolduruyor. İçiyoruz, sessizce, üç beden birbirine dolanmış.

Şafak Vakti

Perdelerden ilk gri sızarken mumlar eriyip bitmiş. Aramızda uyuyor, başı göğsümde, bir eli onun karnında. Ben uyuyamıyorum. Mobilyaların silüetlerini, yerde terk edilmiş elbiseyi, boş bardakları görüyorum. Yarın yine pencerenin önünde oturacağım – ama bu sefer beni beklediğini biliyorum. O gözlerini açıyor, bana gülümsüyor. “Kahvaltıya kal,” diyor. O uykusunda mırıldanıyor, beni kendine çekiyor. Kalıyorum.

Gefällt dir die Geschichte? Teile sie 🔥

X Reddit Telegram WhatsApp Tumblr kopiert ✓
Puanla: İlk sen ol

Topluluktan sesler

Henüz ses yok — seni neyin tahrik ettiğini ilk sen söyle.

Üyelik ve e-posta yok — sadece takma adın.

Zutritt nur für Erwachsene

Diese Website enthält ausschließlich für volljährige Personen bestimmte Inhalte sinnlicher und erotischer Natur.

Mit dem Eintreten bestätige ich:

Die Bestätigung wird in einem Cookie für 30 Tage gespeichert. Ein Widerruf ist jederzeit durch Cookie-Löschung möglich. Diese Abfrage ersetzt keine technische Jugendschutzsoftware nach § 11 Abs. 1 JMStV; deren Einsatz wird Eltern dringend empfohlen.

Susi · KI-Komplizin (Avatar: AI-generiert via Pollinations.ai Flux, CC0-Stil)Susi ile Yaz