L Lorotica Çok dilli erotik portal
Popüler aramalar: Romantik · İlişki · Cuckold · Seyahat · Ofis / İş Yeri

Palermo’ya Gece Treni

Seyahat Kısa Hikâyeler · yaklaşık 10 dk okuma · 18 yaş ve üzeri

Metal ve bayat hava kokusu, Lena dar kapıyı açıp kompartımana girdiğinde onu sarar. Dizel, temizlik maddesi ve yabancı bir kadının tatlımsı parfümünün karışımı. Palermo gece treni çoktan hareket etmiş, Roma garının ışıkları sıvı kehribar inciler gibi süzülüp geçiyor. Jonas hemen arkasında duruyor, eli kalçasında, onu yumuşakça içeri itiyor. Kompartıman küçük, karşılıklı iki ranza, bir katlanır masa, karanlığı yansıtan bir pencere. Çantasını alt ranzaya atıp ona dönüyor. Göğüsleri elbisesinin ince kumaşı altında geriliyor, meme uçları belirginleşiyor, uyarılmışlık ve soğuktan sertleşmiş. Külotunun çoktan ıslak olduğunu hissediyor, dudaklarına baskı yapan ıslak, sıcak bir bölge.

“Sonunda yalnızız,” diye fısıldıyor, sesi her zamankinden daha derin, daha pürüzlü. Dışarıda ışıklar değişiyor, tren hızlanıyor. Lena ayakkabı tabanlarından zeminin titreşimini hissediyor, vücuduna işleyen düzenli bir uğultu. Ceketini çıkarıp ranzaya bırakıyor. Jonas’ın bakışı karanlık, sorgulayıcı. Arkasındaki kapıyı kapatmış, kilit duyulur biçimde yerine oturmuş. Artık geçiş yok, sadece o ve bu sallanan çelik ve kadife kafesinde. Kalbi kaburgalarına çarpıyor, kan kulaklarında uğulduyor, ona bakarken. Pantolonu kasıklarında geriliyor, penisi belirgin biçimde dışa vuruyor, kalın ve sert, onu almaya hazır.

“Seni hissetmek istiyorum,” diyor ve bu bir rica olarak söylenmiş olsa da bir meydan okuma gibi geliyor kulağa. O yaklaşıyor, parmakları boynunda geziniyor, kulağının altındaki yumuşak deriye bastırıyor. Dudakları onunkilere değiyor, sıcak ve talepkâr. Öpücük kahve ve birkaç saat içinde görecekleri denizin tuzlu havası gibi tadıyor. Lena’nın dizleri gevşiyor, göğsüne tutunuyor, gömleğinin sert kumaşını, altındaki sıcaklığı hissediyor. Tren sarsılıyor, bir viraj onları birbirine fırlatıyor. O onu yakalıyor, kolları onu sarıyor, sıkıca tutuyor. Dili ağzına giriyor, dişlerinin üzerinde kayıyor, talepkâr ve açgözlü. Vücudunun tepki verdiğini hissediyor, bacaklarının arasındaki nem, külotunu sırılsıklam eden gerçek bir sele dönüşüyor.

„Bütün gün bunu dört gözle bekledim“, diye mırıldanıyor ağzına karşı. „Bunu. Seni yalnızca kendime.“ Cevap vermiyor, onun yerine onu alt ranzaya çekiyor. Şilte sert, çarşaf nişasta kokuyor. Üstlerinde pencere, ara sıra geçip giden fener dışında simsiyah. Lena geriye uzanıyor, Jonas üzerine eğiliyor, bedeni sanki her an üzerine atlayacakmış gibi geriliyor. Gömleğini çekiştiriyor, düğmeler kopuyor, biri yerde yuvarlanıp katlanır masanın altında kalıyor. Sessizce gülüyor, boğuk bir ses, onu daha da derinden karnından vuruyor. Göğsü çıplak, kaslar derinin altında belirgin, meme uçları sertleşmiş. Ellerini göğsünde gezdirtiyor, ondan yayılan sıcaklığı hissediyor ve kendi arzusu neredeyse dayanılmaz hale geliyor.

Elleri her yerde, elbisesinin kumaşını yukarı itiyor, kalçalarında geziniyor. Altında hiçbir şey yok, sadece parmak uçlarının altında ürperen çıplak ten. Fark ettiğinde inliyor. „Seni küçük şeytan.“ Lena sırıtıyor, bir zafer duygusu, utançla karışık. Planlamıştı, evet. Ama şimdi, onun ateşli bakışı altında, bir teşhir gibi hissettiriyor. Diz çöküyor, elbisesini başından çıkarıp öbür ranzaya savuruyor. Sonra ayakkabıları, birer birer, her biri hafif bir tık sesiyle. Tren bir makas üzerinden geçiyor, ses duvarlardan sızıyor, ona dünyada yalnız olmadıklarını, dışarıda insanlar olduğunu, kondüktörler, diğer yolcular olduğunu hatırlatıyor. Ama burada, bu odada, sadece Jonas var.

Öne eğiliyor, dudakları karnına sürtünüyor, göbeğinden yukarı doğru ince bir çizgi. Keskin bir nefes alıyor, dili desenler çiziyor, yavaşça daralan daireler. Elleri kalçalarını tutuyor, başparmağı kemiğin üzerinde, tam da tenin en ince olduğu yerde geziniyor. Lena parmaklarını saçlarına gömüyor, teller yumuşak, Roma’daki otelden lavanta kokuyor. Bu sabah o daha yataktayken duş almıştı ve suyun sırtından akışını izlemişti. Şimdi teninde sabunu tadıyor, tuzlu ve berrak. Dili daha da aşağı iniyor, karnından, kalçalarından, ta bacaklarının arasına varana dek. Islak amında sıcak nefesini hissediyor, tam dudaklarının üzerinde, ve tüm bedeni titriyor. Amı tamamen ıslak, dudakları şiş ve pembe, klitorisi arzudan zonkluyor.

„Jonas“, diye fısıldıyor ve kendi adı yabancı geliyor, bir dua gibi. Başını kaldırıyor, gözleri siyah, göz bebekleri büyümüş. „Bir daha söyle.“ Başını sallıyor, onu kendine çekiyor, bacakları beline dolanıyor. Pantolonunun kumaşı çıplak iç bacağına sürtünüyor, onu çılgına çeviren pürüzlü bir doku. Onu hissetmek istiyor, doğrudan, engelsiz. Elleri kemerine gidiyor, metal tıklıyor, fermuar açılıyor. Doğruluyor, pantolonunu ve boxerını tek bir hareketle çıkarıyor, bu hareketi farkında olmadan zarif buluyor. Sonra yine üzerinde, çıplak, teni sıcak, vücudunun ağırlığı bir nimet. Siki karnına bastırıyor, sert ve zonklayarak, başı bir damla zevk suyuyla nemli. Ondan yayılan ateşi hissediyor, ona yapışan vücudunun sıcaklığını.

Tren gece boyunca hızla ilerliyor, dışarıdaki karanlık tamamen mutlak. Yatağın üzerindeki küçük lamba dışında ışık yok, gölgeler oluşturan sıcak bir sarı. Lena yüzünün her çizgisini görebiliyor, konsantre olduğunda kaşlarının arasındaki hafif çizgiyi, ağzının kenarındaki seğirmeyi. Yüzüne dokunuyor, çenesinden kulağına doğru ilerliyor. Başını çeviriyor, avucunu öpüyor, dili ıslak bir iz. Sonra geri çekiliyor, bakışı vücuduna iniyor. Önünde yatıyor, açık, bacakları hafifçe aralanmış ve utanmıyor. Burada değil, şimdi değil.

„Seni görmek istiyorum“, diyor ve sesi kısık. Doğruluyor, bacaklarının arasına diz çöküyor, elleri dizlerinde. Yavaşça onları ayırıyor, ta ki tamamen açık yatana kadar. Kompartımanın havası nemli tenine sürtünüyor, onu serinletiyor, içinde bir sıcaklık dalgası yükselirken. Titriyor, ama soğuktan değil. Başparmağı amını buluyor, ıslaklığın içinde kayıyor, dudaklarının hatlarını çiziyor. Lena nefesini veriyor, yarı iç çekiş, yarı inilti bir ses. Kalçaları ona doğru yükseliyor, sessiz bir yalvarış. Başparmağını daha derine daldırıyor, dar, ıslak açıklığı hissediyor ve baskıyı artırdığında hafifçe çığlık atıyor. Başparmak içeri giriyor, yavaşça, santim santim, ta ki amının derinliklerine gömülene kadar. O kadar dar ki her santimi hissediyor, vajinasının duvarları onu sarıyor, arzuyla nabız gibi atıyor.

„Hemen“, diye fısıldıyor ve eli kaybolup penisini kavrıyor. Doğruluyor, penis başı onun dudaklarına baskı yapıyor, ıslaklığın içinde, şişmiş klitorisinin tam üzerinde sürtünüyor. Lena inliyor, ses trenin sarsıntısıyla kesiliyor, bu da onları daha da sıkı birbirine bastırıyor. Hareketten faydalanıp daha derine itiyor, penisi içine kayıyor, yavaş ama kararlı. Onun genişlediğini hissediyor, vajinasının duvarları onu sarıyor, uyum sağlıyor. Nefesi duruyor, tamamen içindeyken, sonuna kadar. Bir an öyle kalıyor, hareketsiz, ve o sadece onun ağırlığını, sıcaklığını, penisinin içinde atışını hissediyor. Bağlantı kusursuz, sanki birbirleri için yaratılmışlar gibi.

Sonra hareket etmeye başlıyor. Yavaş, derin itişler, tüm vücudunu sarsan. Her itiş onu yatağa daha derin bastırıyor, tren aynı ritimde sallanıyor, sanki raylar tempoyu belirliyor. Lena bacaklarını beline doluyor, onu daha da derine çekiyor. Elleri sırtına kenetleniyor, kaslar parmaklarının altında geriliyor. Kulağında inliyor, sıcak nefesi teninde geziniyor ve hareketin içinde kaybolduğunu hissediyor. „Sik beni“, diye fısıldıyor ve kelime yasak gibi geliyor ama tam da doğru. „Beni daha sert sik, Jonas.“ İtaat ediyor, itişleri hızlanıyor, sertleşiyor, penis ıslak amına derinlemesine kayıyor, hassas duvarlara sürtünüyor. İçinde arzunun yükseldiğini hissediyor, bir dalga, biriken, onu zirveye sürükleyen.

Ritmi değişiyor, düzensizleşiyor, sanki kontrolü kaybediyor. Doğruluyor, elleri kalçalarını kavrıyor, onu kendine daha sıkı çekiyor. Şimdi penisinin içinde kaybolup yeniden belirdiğini görebiliyor, neminden ıslak, teninde parlak bir iz bırakarak. Görüntü çok fazla, karnındaki kasların kasıldığını hissediyor, ilk seğirme, onu haber veren. „Boşalıyorum“, diye soluyor ve sesi kırılıyor. „Jonas, boşalıyorum.“ Daha derine bastırıyor, son bir itiş ve sonra dalga üzerine çöküyor. Orgazmlar onu kaplıyor, şiddetli, yoğun, tüm vücudunu saran bir dizi kasılma. Altında titriyor, elleri saçlarına kilitleniyor, ağzı sessiz bir çığlıkta açık. Onun seğirmelerini hissedince inliyor ve sonra onun da kaybolduğunu hissediyor, spermi içine fışkırıyor, sıcak ve bol, başını omzuna gömerken.

Hareketsiz yatıyorlar, yalnızca trenin uğultusu ve ağır nefesleri odayı dolduruyor. Vücudu ağır bir şekilde onun üzerinde, derileri birbirine yapışmış, terden sırılsıklam. Lena, amından yavaşça süzülen spermini hissediyor, bacaklarını ıslatan sıcak bir akıntı. Kımıldamıyor, bu anı bozmak istemiyor. Dışarıda ışıklar akıp geçiyor, bir şehir, bir tünel, bir tarla. Palermo’ya gidiyorlar, ama zaman durmuş gibi. Başını kaldırıyor, ona bakıyor, gözleri yumuşak, anın sertliği geçmiş. “Mükemmelsin,” diye fısıldıyor ve ona inanıyor. Sikinin içinde yumuşadığını, yavaşça geri çekildiğini, bağın çözüldüğünü hissediyor, ama his kalıyor. Onu kendine çekiyor, başı göğsünde, ve birlikte onları geceye taşıyan rayların ritmini dinliyorlar.

Gefällt dir die Geschichte? Teile sie 🔥

X Reddit Telegram WhatsApp Tumblr kopiert ✓
Puanla: İlk sen ol

Topluluktan sesler

Henüz ses yok — seni neyin tahrik ettiğini ilk sen söyle.

Üyelik ve e-posta yok — sadece takma adın.

Zutritt nur für Erwachsene

Diese Website enthält ausschließlich für volljährige Personen bestimmte Inhalte sinnlicher und erotischer Natur.

Mit dem Eintreten bestätige ich:

Die Bestätigung wird in einem Cookie für 30 Tage gespeichert. Ein Widerruf ist jederzeit durch Cookie-Löschung möglich. Diese Abfrage ersetzt keine technische Jugendschutzsoftware nach § 11 Abs. 1 JMStV; deren Einsatz wird Eltern dringend empfohlen.

Susi · KI-Komplizin (Avatar: AI-generiert via Pollinations.ai Flux, CC0-Stil)Susi ile Yaz